Bu Blogda Ara

24 Aralık 2025 Çarşamba

TÜRKİYE’DE ARABULUCULUĞUN DÖNÜŞÜMÜ: "ONARICI ADALET"TEN "YARGI YÜKÜ PRAGMATİZMİ"NE

 Türkiye’de Alternatif Uyuşmazlık Çözüm (AUÇ) yöntemlerinin gelişimi, Avrupa’daki "aşağıdan yukarıya" (bottom-up / toplumsal ihtiyaçtan kurumsallaşmaya) organik gelişimin aksine; devlet eliyle ve "yukarıdan aşağıya" (top-down / yasa ile dayatma) bir seyir izlemiştir . Bu yapısal fark, uygulamanın ruhunu belirleyen temel faktördür. Süha Tanrıver’in literatürde sıkça atıf yapılan tespitiyle; Türkiye’de arabuluculuk, adalete erişimi kolaylaştıran bir "hak"tan ziyade, mahkemelerin tıkanıklığını açmak için vatandaşa dayatılan bir "ödev"e dönüşmüştür .

Yargı Yükü Pragmatizmi ve Niceliksel Veri Odaklılık

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK) ve CMK m. 253 düzenlemeleri, her ne kadar "onarıcı adalet" söylemiyle yola çıkmış olsa da; yasa koyucunun ve Adalet Bakanlığı’nın temel motivasyonu daima "yargının iş yükünü azaltmak" olmuştur.

Bakanlık tarafından yayınlanan yıllık faaliyet raporlarında başarının sürekli olarak "kapatılan dosya sayısı", "yargılamadan tasarruf edilen gün sayısı" ve "bütçe tasarrufu" ile ölçülmesi; sistemin niceliksel yönünün (istatistik), niteliksel yönüne (toplumsal barış) baskın geldiğini açıkça göstermektedir . Mustafa Serdar Özbek’in vurguladığı üzere; uyuşmazlığın çözümünü sadece "dosyanın kapanması"na indirgemek, çatışmanın altında yatan sosyolojik dinamikleri görmezden gelmek demektir .

Kırılma Noktası: 9. Yargı Paketi ve Mesleki Tekelleşme

Türkiye’deki arabuluculuk ve uzlaştırma sistemindeki makas değişimi, Kasım 2024 tarihinde yasalaşan "9. Yargı Paketi" (Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun) ile tescillenmiştir. Bu paket, onarıcı adalet mekanizmalarını "disiplinler arası" bir alan olmaktan çıkarıp, katı bir "hukukçu tekeline" (lawyer monopoly) hapsetmiştir. Yapılan iki kritik değişiklik, bu zihniyet dönüşümünün somut kanıtıdır:

1. Uzlaştırmacı Profilinin Daraltılması ve "Erişimin Kapatılması": 

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişiklikle, uzlaştırmacı olabilmek için "Hukuk Fakültesi mezunu olma" şartı getirilmiştir. Her ne kadar yapılan düzenlemede geçiş hükümleriyle mevcut sicile kayıtlı hukukçu olmayan uzlaştırmacıların hakları korunmuş olsa da; bu durum, sistemin kapılarının farklı disiplinlerdeki lisansiyerlere (İİBF, İktisat Fak., İşletme Fak., Siyasal Bilgiler Fak. mezunları) geleceğe dönük olarak tamamen kapatıldığı gerçeğini değiştirmemektedir . Bu "kazanılmış hak" koruması, fiili durumu kurtarmakla birlikte; sistemin multidisipliner yapısının zaman içinde "sönümlenerek" (fade out) tamamen hukukileşmesini hedefleyen bir stratejinin parçasıdır.

2. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk ve Kıdem İstisnası : 

6325 sayılı Kanun uyarınca arabuluculuk, zaten yalnızca Hukuk Fakültesi mezunlarına özgülenmiş bir meslekti. Ancak 2024 sonlarında yapılan değişiklikle, mesleğinde 20 yıl kıdeme sahip hukukçulara, yazılı sınava girmeksizin arabuluculuk siciline kaydolma hakkı tanınmıştır. Bu durum, arabuluculuğun özel bir "müzakere uzmanlığı" olmaktan ziyade, kıdemli hukukçulara tanınan bir "imtiyaz" veya "emeklilik projesi" olarak konumlandırıldığı eleştirilerini güçlendirmiştir.

3. Kapsam Daralması: 

Hakaret suçunun "sesli, yazılı veya görüntülü iletiyle" işlenmesi hali, uzlaştırma kapsamından çıkarılarak "ön ödeme" kapsamına alınmıştır. Bu da sistemin "onarıcı adalet"ten ziyade "hızlı tahsilat" (para cezası) modeline kaydığının bir göstergesidir.

Bu düzenlemelerle yasa koyucu, "çatışma çözümü"nü multidisipliner bir alan olarak değil, sadece hukukçuların yetkinliğinde olan bir "yasal prosedür" olarak tanımlamayı tercih etmiştir

 Somut Örneklendirme: "Hukuki Bakış"ın Çıkmazı

Sistemin sadece hukukçulara teslim edilmesinin sahadaki sonuçlarını somut bir "Komşuluk Uyuşmazlığı" üzerinden analiz etmek mümkündür:

Örnek Olay (Vaka): Bir apartmanda üst kattaki ailenin gürültü yapması nedeniyle alt kattaki komşu ile aralarında husumet oluşmuş, olay karşılıklı hakaret ve tehdide dönüşerek yargıya intikal etmiştir.

Mevcut Türk Modeli (Hukukçu Yaklaşımı): Hukukçu arabulucu/uzlaştırmacı, formasyonu gereği olaya "normatif" bakar. Türk Ceza Kanunu'ndaki tehdit suçunun unsurlarını ve Kat Mülkiyeti Kanunu'nu esas alır. Çözüm önerisi genellikle şudur: "Şikayetinizi geri çekin, karşı taraf da size 5.000 TL manevi tazminat ödesin ve bir daha gürültü yapmayacağına dair taahhüt versin." Dosya "uzlaşma ile" kapanır, istatistiklere başarı olarak geçer. Ancak taraflar arasındaki nefret ve iletişimsizlik devam eder; iki ay sonra başka bir sebepten kavga tekrar çıkar.




Olması Gereken (Sosyal/Disiplinler Arası Yaklaşım): Bir psikolog veya sosyal arabulucunun dahil olduğu süreçte, gürültünün bir "semptom" olduğu, asıl sorunun "yalnızlık", "saygı görmeme" veya "kültürel çatışma" olduğu tespit edilir. Tarafların duygularını ifade etmesi sağlanır. Sonuçta belki tazminat ödenmez ama taraflar birbirinin yüzüne bakabilir hale gelir. (Bkz. Şekil 5)

HAZIRLAYAN: Serkan HORUZ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder