Bu Blogda Ara

8 Ocak 2026 Perşembe

Uzlaştırmada "Coğrafya Kader" Olmamalı: Ücret Adaleti İçin Çözüm Önerisi


Uzlaştırma müessesesi, onarıcı adaletin en önemli yapı taşlarından biri. Ancak son dönemde İzmir örneği üzerinden yaşanan hayal kırıklığı, sistemdeki kronik bir sorunu yeniden gün yüzüne çıkardı: "Aynı işe, farklı ücret." Peki, çözüm ne?

Geçmiş yıllarda İzmir Adliyesi, uzlaştırmacılar için bir "kutup yıldızı" niteliğindeydi. Uyguladığı ücret politikası ve emeğe verdiği değerle diğer illerdeki adliyelere emsal gösterilir, "İzmir'deki gibi bir sistem istiyoruz" denilirdi.


Ancak bu sene yayınlanan ücret tarifesi, maalesef bu algıyı yerle bir etti. Bir zamanların örnek adliyesinde yaşanan bu geri gidiş ve beklentilerin altında kalan rakamlar, uzlaştırmacılar arasında haklı bir hayal kırıklığına ve motivasyon kaybına neden oldu.

Bu durum, aslında daha derin ve sistemsel bir sorunun tezahürüdür: Standart eksikliği.

Sorun: Aynı Emek, Farklı Adalet

Bir uzlaştırmacı düşünün; dosyasını inceliyor, tarafları arıyor, müzakere yürütüyor, raporunu hazırlıyor. Bu süreç, Edirne’de de, Kars’ta da, İzmir’de de aynı profesyonel emeği gerektiriyor.

Fakat mevcut sistemde, uzlaştırmacının alacağı ücret, bulunduğu ilin/ilçe adliye Savcının  takdirine, yerel bütçe yorumlarına ve inisiyatiflere kalmış durumda. "Eşit işe eşit ücret" ilkesinin zedelendiği bu noktada, uzlaştırmacılar arasında "şanslı adliye / şanssız adliye" ayrımı doğuyor.

​Emek/çaba, coğrafi konuma göre değişmemelidir.

Çözüm: İkili Yapı Modeli (Hizmet + Masraf)

Adalet Bakanlığı Alternatif Çözümler Daire Başkanlığı'nın bu kaosa son verecek bir düzenlemeye gitmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur. Çözüm önerimiz gayet net ve uygulanabilirdir: Halihazırda da teoride var olan ama sahada olmayan Ücret ile Masrafın Ayrıştırılması. Özetle, olağan giderlerin, adliye içinde kurulacak komisyonda talebe gerek kalmadan standart olarak ödenmesi


Sabit Hizmet Ücreti (Emeğin Karşılığı)

​Bakanlık tarafından belirlenen, tüm Türkiye’de geçerli sabit bir taban ücret olmalıdır.

  • ​Bu ücret; uzlaştırılan kişi sayısına/adetine göre kademeli olarak artmalıdır. Örneğin asağıdaki adliye uzlaştırmacı ücret tarufesinde olduğu gibi



  • ​Adliyeden adliyeye değişmemeli, yoruma kapalı olmalıdır.
  • ​Uzlaştırmacı dosyayı aldığında, harcayacağı emeğin asgari karşılığını bilmelidir.
​2. Sarf Ücreti (Masrafın Karşılığı)

İşte savcı takdirinin devreye girmesi gereken yer burasıdır. Çünkü emek standart olsa da, masraflar değişkendir. Sarf ücreti,  kalem kalem hesaplanmalıdır:

​Yol ve Ulaşım: Özellikle uzak ilçelere veya köylere giden uzlaştırmacının mutat ulaşımı kullandığında uzunca bir zaman kaybı olduğundan kendi arabası ile gitmektedir. ( Çoğunlukla 2 ve ikiden fazla olabilmektedir. Müzakere sürecinin uzunluğuna göre daha da arrmaktadır) Bu nedenle uzak iĺçelerde merkez ile bulunulan adliye arası makul bir yakıt masrafı belirlenip yol ücreti  standart olarak  (yakıt) verilebilir. İl içinde ise bilet masrafı eklenebilir

​Kırtasiye ve İletişim:Uzlaştırmacıların bir başja gider kalemi de evrak çıktı masrafıdır, özellikle kimi adliyelerde taraf sayısından bir fazla istenen rapor önemli bir gider kalemi olabilmektedir. 2 kisilik bir uzlaştırma raporu asgari 3 sayfa olabilmekte  toplamda 3 nüsha istendiğinden 9 sayfa+ görevlendirme evrakı = 10 sayfa olabilmektedir. Bugün büyük şehirlerde 1 sayfa çıktı 4 TL olabilmektedir. 10×4 = 40/50 TL kisi sayısı arttıkça  Teslim edilecek uzlaşmaraporu nüsha adeti artıyor  ve maliyette katlanıyor.  Bir başka gider kalemi de GSM telefon giderleridir. Uzlaştırmacı yüzyüze görüşme öncesinde bazen saatleri bulan görüşmeler yapabilmekte, SMS göndermektedir. Hatta bazen güvenlik sebebi ile uzlaştırma faaliyeti için ikinci bir telefon hattı almakta bu hattında aylık faturasını cebinden ödeyebilmektedir.

​Yemek ve İaşe: Özellikle şehir merkezi dışındaki uzak adliyelere veya görüşmelere giden uzlaştırmacı bütün gününü uzlaştırma faaliyeti için harcamakta çoğunlukla ayrı ayrı taraflarla görüşmekredir.  Bu süre zarfında zorunlu ihtiyaçları yemek/çay/kahve/su vs.  olmaktadır. Bu nedenle özellikle uzak adliyeler için en azından bir ögün yemek/çay/kahve vs. Makul sınırlar içinde giderlere ilave edulmesi gerekir.

DERLEYEN: Serkan HORUZ

            ( UZLAŞTIRMACI)

6 Ocak 2026 Salı

2025’ten Devreden Dosyalarda Hangi Tarife Geçerli? (+İtiraz Dilekçesi Örneği)

 


Yeni yıla girdik ve her sene başında olduğu gibi uzlaştırma dosyalarındaki ücret tarifesi geçişlerinde yine kafa karışıklıkları yaşanıyor. Özellikle 2025 yılının son aylarında tevzi edilen ancak işlemleri 2026 yılında tamamlanan dosyalarda, bazı adliyelerde ödemelerin eski tarife (2025) üzerinden hesaplandığına dair bilgiler geliyor.



Eğer siz de raporunuzu 2026’da teslim etmenize rağmen 2025 ücreti aldıysanız veya sarf kararınız buna göre düzenlendiyse, bu yazı sizin için. Hakkınız olan farkı nasıl talep edebileceğinizi ve hukuki dayanağını aşağıda bulabilirsiniz.

​Kural Net: Görevlendirme Tarihi Değil, Rapor Tarihi Esastır!

​Uzlaştırmacıların ücret ödemelerinde en sık yapılan hata, dosyanın "tevzi edildiği" (görevlendirildiği) tarihin baz alınmasıdır. Oysa ki Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan Asgari Ücret Tarifesi bu konuda çok açık bir hüküm içerir.

​31 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2026 Yılı Uzlaştırmacı Asgari Ücret Tarifesi’nin "Zaman Bakımından Uygulama" başlıklı maddesi (genellikle son maddelerdedir) şöyledir:

​"Uzlaştırma ücretinin takdirinde, uzlaştırma raporunun tamamlandığı tarihte yürürlükte olan Tarife esas alınır."

​Senaryo Nasıl İşliyor?

​Görevlendirme: Kasım 2025'te bir dosya aldınız.

​Süreç: Taraflarla görüştünüz, müzakereler sürdü.

​Sonuç: Raporunuzu 05.01.2026 tarihinde Uzlaştırma büronuza teslim ettiniz.

​Hatalı Uygulama: Savcılık kalemi, dosya 2025 esaslı olduğu için sarf kararını 2025 tarifesine göre yazdı.

​Doğru Uygulama: Rapor tarihi 2026 olduğu için, ücretiniz zamlı 2026 tarifesi üzerinden hesaplanmalıdır.

​Neden İtiraz Etmelisiniz?

​2026 tarifesi, ekonomik koşullar göz önüne alınarak 2025’e göre artırılmıştır. Emeğinizin karşılığını tam olarak almak en doğal hakkınızdır. Aradaki fark, dosyanın taraf sayısına ve sonucuna göre (olumlu/olumsuz) ciddi bir tutar olabilir. Bu bir "zam" talebi değil, yasal düzenlemenin gereğidir.

​Ne Yapmalısınız?

​Eğer sarf kararınızın eski tarifeden kesildiğini görürseniz veya ücretiniz eksik yatarsa, aşağıdaki dilekçe örneğini düzenleyerek dosyanın bulunduğu Cumhuriyet Başsavcılığı Uzlaştırma Bürosu’na başvurabilirsiniz.




HAZIRLAYAN: Serkan HORUZ


30 Aralık 2025 Salı

📢 2026 Yılı Uzlaştırmacı Asgari Ücret Tarifesi Yayımlandı: İşte Yeni Rakamlar ve Detaylar


📢 2026 Yılı Uzlaştırmacı Asgari Ücret Tarifesi Yayımlandı: İşte Yeni Rakamlar ve Detaylar



Uzlaştırmacılar için beklenen haber geldi! Adalet Bakanlığı, 2026 yılı için geçerli olacak yeni Uzlaştırmacı Asgari Ücret Tarifesi’ni 31 Aralık 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımladı.

Yeni yıla girerken uzlaştırma camiasını yakından ilgilendiren bu güncelleme, bir önceki yıla göre yaklaşık %32,5 oranında bir artışla geldi. Hem teklif aşamasında kalan dosyalar hem de müzakere sonucu olumlu veya olumsuz biten süreçler için alt ve üst sınırlar yeniden belirlendi.

İşte 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni tarifenin detayları ve bilinmesi gerekenler.

📈 2026 Yılında Uzlaştırma Ücretleri Ne Kadar Oldu?

Yeni tarife, uzlaştırmacının harcadığı emek, taraf sayısı ve dosyanın sonucuna (uzlaşma sağlanıp sağlanamamasına) göre kademelendirilmiş durumda.


1. Teklif Aşamasında Kalan Dosyalar

Uzlaştırmacının taraflara ulaşıp teklif götürdüğü ancak teklifin reddedildiği durumlarda ödenecek tutar güncellendi.

 * Ücret Aralığı: 1.158 TL – 1.738 TL

2. Uzlaşma Sağlanan Dosyalar (Olumlu Sonuç) 🤝

Uzlaştırma sürecinin en çok teşvik edilen kısmı olan "anlaşma" durumunda, taraf sayısına göre belirlenen yeni ücretler şu şekilde:

 * 2-3 Kişi: 3.486 TL – 4.664 TL

 * 4-6 Kişi: 4.664 TL – 5.822 TL

 * 7-9 Kişi: 5.822 TL – 6.991 TL

 * 10+ Kişi: 6.991 TL – 8.159 TL

3. Uzlaşma Sağlanamayan Dosyalar (Olumsuz Sonuç) ❌

Müzakere aşamasına geçilmesine rağmen tarafların anlaşamadığı durumlarda ise sarf edilen emek karşılıksız kalmıyor:

 * 2-3 Kişi: 1.738 TL – 2.317 TL

 * 4-6 Kişi: 2.317 TL – 2.906 TL

 * 7-9 Kişi: 2.906 TL – 3.486 TL

 * 10+ Kişi: 3.486 TL – 4.065 TL

📌 Dikkat Edilmesi Gereken Önemli Hususlar

Tarife sadece rakamlardan ibaret değil; uygulama esaslarında da dikkat edilmesi gereken noktalar bulunuyor:

 * Masraflar Ayrıca Ödenir: Uzlaştırmacının süreç boyunca yaptığı zorunlu yol giderleri (mutat taşıt) ve tebligat gibi masraflar ücrete dahil değildir, ayrıca ödenir. Ancak bu masraflar 1.158 TL'yi geçemez. 

 * Ücretin Takdiri: Savcılık veya Mahkeme, ücreti belirlerken dosyanın zorluk derecesini, tarafların sosyal durumunu ve uzlaştırmacının gösterdiği beceriyi dikkate alarak alt ve üst sınır arasında takdir yetkisini kullanır. Yüksek enflasyon karşısında eriyen Ücret tarifesinin  Savcılarımız tarafından yılda iki kez güncellenmesi veya   ücret tarifesinin en yüksek orandan verilmesi hepimizi sevindirecektir.

IŹMİR ( BAYRAKLI) ADLİYESİ HER DÖNEM UZLAŞTIRMACILARI MEMNUN EDEN VE DİGER ADLİYELERE ÖRNEK BIR ORAN  BELİRLEMİŞTİR. UMARIZ 2026 YILINDA DA BUNU SÜRDÜRÜR.

 * Çoklu Görevlendirme: Eğer bir dosyada birden fazla uzlaştırmacı görevlendirilmişse, yukarıdaki ücretler her bir uzlaştırmacıya ayrı ayrı ve eşit olarak ödenir.

✍️ Sonuç

2026 yılı tarifesi, artan enflasyon oranları ve ekonomik koşullar göz önüne alındığında uzlaştırmacıların emeklerinin karşılığını alabilmesi adına önemli bir iyileştirme içermesine rağmen yine de,  yol/kırtasiye vb giderler ve yüksek enflasyon oranları düşünüldügünde yetersiz kalmıştır. Ucret tarifesi aralığında en yüksek ücreti belirlemek savcılarımızıj takdirindedir. Umarım uzlaştırmacılar lehine yüksek bir oran belirler veya yılda iki kez bu oranı güncellerler

Özellikle olumlu sonuçlanan edimli dosyalardaki makasın (alt-üst sınır) geniş tutulması,  ve ücretin  edimsiz dosyalara göre bir kademe daha yüksek tutulması, uzlaştırmacıları çözüme odaklanmaya teşvik edecektir

Yeni tarifenin tüm hukuk camiasına ve uzlaştırmacılara hayırlı olmasını dilerim.

Derleyen: Serkan HORUZ


25 Aralık 2025 Perşembe

11. Yargı Paketi Yürürlükte: Hakaret Suçlarında "Uzlaşma" Devri Tamamen Bitti!



Dün gece Meclis'ten geçen ve bugün Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 11. Yargı Paketi, hakaret suçlarındaki belirsizliği tamamen ortadan kaldırdı. Artık sadece sosyal medya mesajları değil, yüz yüze edilen hakaretler için de yeni bir dönem başladı.


Bir uzlaştırmacı olarak, bugün itibarıyla masamdaki dosyaların kaderini değiştiren bu dev değişikliği madde madde anlatıyorum.





1. Kapsam Genişledi: Yüz Yüze Hakaret de Artık "Ön Ödeme"lik


 * Yargı Paketi ile sadece mesaj ve sosyal medya yoluyla (TCK 125/2) işlenen hakaretler ön ödemeye alınmıştı. 11. Yargı Paketi ile gelen yenilik: Artık TCK 125/1 maddesi, yani sokakta, iş yerinde veya trafikte yüz yüze işlenen basit hakaret suçları da uzlaştırma kapsamından çıkarılıp Ön Ödeme kapsamına alındı.


 * İstisna: Kamu görevlisine (polise, doktora, memura) görevinden dolayı hakaret ederseniz ön ödeme uygulanmaz, doğrudan yargılanırsınız.


2. Uzlaştırma Büroları Hakaret Dosyalarını İade Ediyor


Bugüne kadar "Barışır mısınız?" diye aradığımız hakaret dosyaları, 11. Yargı Paketi ile elimizden alındı. Kanun koyucu net bir tavır koydu: 


"Hakaret suçunda artık mağdurun 'affettim' demesini beklemeyeceğiz, şüpheli parasını devlete ödeyecek ve dosya kapanacak."


3. Devam Eden Dosyalar Ne Olacak? (En Kritik Madde)


Paket, halihazırda açık olan dosyalar için çok net bir Geçiş Hükmü getirdi:


 * Uzlaşma Sağlanamadıysa: Eğer dosyanız şu an soruşturma veya mahkeme aşamasındaysa ve henüz taraflar arasında uzlaşma sağlanmadıysa, dosya derhal Ön Ödeme bürosuna gönderilecek. Şüpheliye para cezası tebligatı çıkacak.


 * Uzlaşma Sağlandıysa: Eğer taraflar dün veya daha önce uzlaştıysa ve dosya kapandıysa, bu dosyalar yeniden açılmayacak. "Geçmiş olsun" denilecek.


4. Neden Bu Değişiklik Yapıldı?


Amaç yargıyı hızlandırmak. Uzlaştırma süreçleri bazen aylar sürebiliyor, taraflar birbirini yorabiliyordu. Ön ödeme sistemi ise matematiksel çalışıyor:





5. Vatandaş İçin Ne Değişti?


 * Mağdur İçin: Artık size hakaret eden kişiden "özür dilemesini" veya "mehmetçik vakfına bağış yapmasını" isteyemeyeceksiniz. Devlet, şüpheliden cezayı tahsil edip konuyu kapatacak. Tazminat davası açma hakkınız ise saklı.


 * Şüpheli İçin: Uzlaştırmacıya dil döküp karşı tarafı ikna etme şansınız kalmadı. Belirlenen (2025 yılı için yaklaşık 15.000 - 20.000 TL bandında) tutarı öderseniz siciliniz temiz kalır, ödemezseniz mahkemeye çıkarsınız.


Sonuç: Sözün Bedeli Artık "Devlet Tarifesi"


 * Yargı Paketi ile hakaret suçu, "tarafların arasındaki özel mesele" olmaktan çıkıp, "parasını ödeyenin kurtulduğu" bir kamu gelir kalemine dönüştü.


Artık trafikte veya sosyal medyada sinirlerinize hakim olamamanın bedeli bir "uzlaşı" değil, doğrudan banka dekontu olacak.


Not: Bu yazı 25.12.2025 tarihli Resmi Gazete değişikliklerine göre hazırlanmıştır.


HAZIRLAYAN: Serkan HORUZ ( UZLAŞTIRMACI)


Yasal Uyarı: Bu blog yazısı sadece bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut hukuki sorunlarınız için mutlaka bir avukata danışınız.

24 Aralık 2025 Çarşamba

TÜRKİYE’DE ARABULUCULUĞUN DÖNÜŞÜMÜ: "ONARICI ADALET"TEN "YARGI YÜKÜ PRAGMATİZMİ"NE

 Türkiye’de Alternatif Uyuşmazlık Çözüm (AUÇ) yöntemlerinin gelişimi, Avrupa’daki "aşağıdan yukarıya" (bottom-up / toplumsal ihtiyaçtan kurumsallaşmaya) organik gelişimin aksine; devlet eliyle ve "yukarıdan aşağıya" (top-down / yasa ile dayatma) bir seyir izlemiştir . Bu yapısal fark, uygulamanın ruhunu belirleyen temel faktördür. Süha Tanrıver’in literatürde sıkça atıf yapılan tespitiyle; Türkiye’de arabuluculuk, adalete erişimi kolaylaştıran bir "hak"tan ziyade, mahkemelerin tıkanıklığını açmak için vatandaşa dayatılan bir "ödev"e dönüşmüştür .

Yargı Yükü Pragmatizmi ve Niceliksel Veri Odaklılık

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK) ve CMK m. 253 düzenlemeleri, her ne kadar "onarıcı adalet" söylemiyle yola çıkmış olsa da; yasa koyucunun ve Adalet Bakanlığı’nın temel motivasyonu daima "yargının iş yükünü azaltmak" olmuştur.

Bakanlık tarafından yayınlanan yıllık faaliyet raporlarında başarının sürekli olarak "kapatılan dosya sayısı", "yargılamadan tasarruf edilen gün sayısı" ve "bütçe tasarrufu" ile ölçülmesi; sistemin niceliksel yönünün (istatistik), niteliksel yönüne (toplumsal barış) baskın geldiğini açıkça göstermektedir . Mustafa Serdar Özbek’in vurguladığı üzere; uyuşmazlığın çözümünü sadece "dosyanın kapanması"na indirgemek, çatışmanın altında yatan sosyolojik dinamikleri görmezden gelmek demektir .

Kırılma Noktası: 9. Yargı Paketi ve Mesleki Tekelleşme

Türkiye’deki arabuluculuk ve uzlaştırma sistemindeki makas değişimi, Kasım 2024 tarihinde yasalaşan "9. Yargı Paketi" (Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun) ile tescillenmiştir. Bu paket, onarıcı adalet mekanizmalarını "disiplinler arası" bir alan olmaktan çıkarıp, katı bir "hukukçu tekeline" (lawyer monopoly) hapsetmiştir. Yapılan iki kritik değişiklik, bu zihniyet dönüşümünün somut kanıtıdır:

1. Uzlaştırmacı Profilinin Daraltılması ve "Erişimin Kapatılması": 

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişiklikle, uzlaştırmacı olabilmek için "Hukuk Fakültesi mezunu olma" şartı getirilmiştir. Her ne kadar yapılan düzenlemede geçiş hükümleriyle mevcut sicile kayıtlı hukukçu olmayan uzlaştırmacıların hakları korunmuş olsa da; bu durum, sistemin kapılarının farklı disiplinlerdeki lisansiyerlere (İİBF, İktisat Fak., İşletme Fak., Siyasal Bilgiler Fak. mezunları) geleceğe dönük olarak tamamen kapatıldığı gerçeğini değiştirmemektedir . Bu "kazanılmış hak" koruması, fiili durumu kurtarmakla birlikte; sistemin multidisipliner yapısının zaman içinde "sönümlenerek" (fade out) tamamen hukukileşmesini hedefleyen bir stratejinin parçasıdır.

2. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk ve Kıdem İstisnası : 

6325 sayılı Kanun uyarınca arabuluculuk, zaten yalnızca Hukuk Fakültesi mezunlarına özgülenmiş bir meslekti. Ancak 2024 sonlarında yapılan değişiklikle, mesleğinde 20 yıl kıdeme sahip hukukçulara, yazılı sınava girmeksizin arabuluculuk siciline kaydolma hakkı tanınmıştır. Bu durum, arabuluculuğun özel bir "müzakere uzmanlığı" olmaktan ziyade, kıdemli hukukçulara tanınan bir "imtiyaz" veya "emeklilik projesi" olarak konumlandırıldığı eleştirilerini güçlendirmiştir.

3. Kapsam Daralması: 

Hakaret suçunun "sesli, yazılı veya görüntülü iletiyle" işlenmesi hali, uzlaştırma kapsamından çıkarılarak "ön ödeme" kapsamına alınmıştır. Bu da sistemin "onarıcı adalet"ten ziyade "hızlı tahsilat" (para cezası) modeline kaydığının bir göstergesidir.

Bu düzenlemelerle yasa koyucu, "çatışma çözümü"nü multidisipliner bir alan olarak değil, sadece hukukçuların yetkinliğinde olan bir "yasal prosedür" olarak tanımlamayı tercih etmiştir

 Somut Örneklendirme: "Hukuki Bakış"ın Çıkmazı

Sistemin sadece hukukçulara teslim edilmesinin sahadaki sonuçlarını somut bir "Komşuluk Uyuşmazlığı" üzerinden analiz etmek mümkündür:

Örnek Olay (Vaka): Bir apartmanda üst kattaki ailenin gürültü yapması nedeniyle alt kattaki komşu ile aralarında husumet oluşmuş, olay karşılıklı hakaret ve tehdide dönüşerek yargıya intikal etmiştir.

Mevcut Türk Modeli (Hukukçu Yaklaşımı): Hukukçu arabulucu/uzlaştırmacı, formasyonu gereği olaya "normatif" bakar. Türk Ceza Kanunu'ndaki tehdit suçunun unsurlarını ve Kat Mülkiyeti Kanunu'nu esas alır. Çözüm önerisi genellikle şudur: "Şikayetinizi geri çekin, karşı taraf da size 5.000 TL manevi tazminat ödesin ve bir daha gürültü yapmayacağına dair taahhüt versin." Dosya "uzlaşma ile" kapanır, istatistiklere başarı olarak geçer. Ancak taraflar arasındaki nefret ve iletişimsizlik devam eder; iki ay sonra başka bir sebepten kavga tekrar çıkar.




Olması Gereken (Sosyal/Disiplinler Arası Yaklaşım): Bir psikolog veya sosyal arabulucunun dahil olduğu süreçte, gürültünün bir "semptom" olduğu, asıl sorunun "yalnızlık", "saygı görmeme" veya "kültürel çatışma" olduğu tespit edilir. Tarafların duygularını ifade etmesi sağlanır. Sonuçta belki tazminat ödenmez ama taraflar birbirinin yüzüne bakabilir hale gelir. (Bkz. Şekil 5)

HAZIRLAYAN: Serkan HORUZ

20 Aralık 2025 Cumartesi

EGE-UZDER UZLAŞTIRMACI DERNEĞİ ADALET BAKANLIĞI AÇDB ZİYARETİ ve 2026 UZLAŞTIRMA VİZYONU

 





TARİH: 19.12.2025

GÖRÜŞÜLEN YETKİLİLER: Sn. Orhan CÜNİ (Genel Müdür Yard.), Sn. Emre BARANDIR (Şube Müdürü)

1. İZMİR EGE-UZDER UZLAŞTIRMACI DERNEĞİMİZ,
19 Aralık 2025 tarihinde Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'ne gerçekleştirilen ziyarette, uzlaştırma ücretleri, uzlaştırmacıların sahada karşılaştıkları sorunları rapor halinde çözüm önerileri ile birlikte bakanlık yetkililerine iletmiş, uzlaştırma kurumunun mevcut durumu ve 2026 yılı projeksiyonları ele alınmıştır. Genel Müdür Yardımcısı Sn. Orhan Cüni, İZMİR EGE-UZDER heyetinii nezaketle karşılamış, İzmir'de yapılacak bir toplantıya katılım sözü vermiştir.

2. MALİ HAKLAR VE TEVZİ SİSTEMİ:

* Ücret Politikası: İdare, ücretler konusunda uzlaştırmacı lehine bir tutum sergilemektedir. Özellikle taşra teşkilatında (ilçelerde) uygulanan alt sınır dayatmalarının yarattığı mağduriyet ve motivasyon eksikliği idareye iletilmiş, bu yıl konuya daha hassas yaklaşıldığı gözlemlenmiştir.

* Tevzi İşleyişi: Dosya dağıtımında "puanlama" esasının geçerli olduğu teyit edilmiştir.

 * Dosya Reddi: Ret hakkı kullanımında sayısal bir sınırlama bulunmamaktadır.

3. "UZMAN UZLAŞTIRMACI" MODELİ VE KRİTERLER:

Yeni dönemde ihtisaslaşmaya gidilmektedir.

* Görev Alanı: Uzmanlar ilk aşamada "SSÇ", "Taksirli Yaralama" ve "Kasti Yaralama" dosyalarına bakacaktır.

* Seçim Kriterleri: Akademik çalışma (makale/yüksek lisans), uzlaşma başarı oranı ve zaman ayırma kapasitesi.

* İş Hacmi: Seçilen uzmanlara eğitim verilecek ve aylık 15 dosya kotası tanımlanacaktır. Performans kriterlerini sağlamayanlar listeden çıkarılacaktır.

4. 2026 EĞİTİM VE SINAV TAKVİMİ

* Q1 2026 ( İlk Çeyrek): Hukukçular ( Avukatlar) için temel eğitimlerin başlaması.

* Mayıs 2026: Mevcut uzlaştırmacılar için yenileme eğitimlerinin başlaması.

* Yıl Sonu: Uzlaştırmacı sınavı.

5. MEVZUAT VE TEKNİK ALTYAPI ÇALIŞMALARI

* Dijital Teslim: Dosya tesliminin fiziksel ortam yerine sistem üzerinden yapılması için Bilgi İşlem çalışmaları sürmektedir.

* Yeni Yönetmelik: Kısa süre içinde yürürlüğe girmesi beklenen yönetmelikle; evrak teslimi tek nüshaya düşürülecek ve teklif formları vatandaşın anlayacağı dilde sadeleştirilecektir.

* Fiziki Sorunlar: Urla Adliyesi ve genelindeki görüşme odası yetersizlikleri yönetime raporlanmıştır.

HAZIRLAYAN: Serkan HORUZ ( Uzlaştırmacı)

KAYNAK:

1- Işıl İYNEM ( EGE-UZDER  DERNEK BAŞKANI)

16 Aralık 2025 Salı

TEKNOLOJİ YÖNETİMİNDE YENİ BİR UFUK: EGETEK MODELİ VE STRATEJİK LİDERLİK

 "Nicelikten Niteliğe: Türkiye İçin Sürdürülebilir Bir İnovasyon Rotası"


Hazırlayan: Serkan HORUZ


ÖZET:

Türkiye’nin teknoloji geliştirme bölgeleri ve inovasyon ekosistemi, son yıllarda niceliksel bir büyüme süreci içerisindedir. Ancak bu büyümenin nitelikli bir kalkınma modeline dönüşmesi, sadece fiziksel altyapı yatırımlarıyla değil, güçlü bir stratejik vizyon ve kurumsal hafıza ile mümkündür.

 1996 yılında kurulan Ege Teknoloji ve Başarı Vakfı (EGETEK), bu dönüşüm sürecinde kendini salt bir vakıf olarak değil, endüstriyel bir "baskı grubu" ve "stratejik düşünce kuruluşu" olarak konumlandırarak özgün bir model ortaya koymaktadır.




🚀 Teknopark Enflasyonuna Karşı Nitelikli Bir Cevap: EGETEK Modeli



Türkiye’nin teknoloji ekosistemine baktığımızda, son yıllarda niceliksel olarak inanılmaz bir artış görüyoruz. Her şehirde, neredeyse her üniversite kampüsünde bir teknopark tabelası yükseliyor.

 Ancak şu kritik soruyu sormanın vakti geldi:

 "Binalar mı inşa ediyoruz, yoksa değer mi?"

Ege Teknoloji ve Başarı Vakfı (EGETEK) olarak, 1996 yılından bugüne taşıdığımız misyonla bu soruya çok net bir yanıt veriyoruz: 

"Teknopark Sayısı Değil, Kalitesi!".

Bugün, Vakıf Başkanımız Vali (E) Doç. Dr. Mustafa Tamer’in liderliğinde şekillenen yeni vizyonumuzu ve Türkiye için önerdiğimiz "Stratejik Etki Modeli"ni sizlerle paylaşmak istiyoruz

🏛️ Kurumsal Yapının İkili Doğası: Vizyon ve Sahayı Ayırmak






Bir teknoloji bölgesinin başarılı olması için yönetimsel "kafa karışıklığının" giderilmesi şarttır. EGETEK modelinde bu ayrımı "Stratejik Sinerji" kavramıyla çözüyoruz:

 * EGETEK (Vakıf): Masanın "Vizyon ve Lobi" tarafındadır. Stratejiyi belirler, bürokrasi ile köprüleri kurar, "Endüstriyel Baskı Grubu" ve "Düşünce Kuruluşu" gibi hareket eder.

 * Teknopark İzmir: Masanın "Uygulama ve AR-GE" tarafındadır. Sahadaki operasyonu yönetir, firmalara altyapı sunar.

Bu ikili yapı sayesinde, vakıf stratejik hedeflere odaklanırken, teknopark gündelik operasyonel boğulmalardan kurtulup inovasyona odaklanabilmektedir.

🗺️ Bölgesel Vizyon: Ege’nin Silikon Vadisi
Raporumuzda altını çizdiğimiz en önemli vizyonlardan biri, Çeşme-Urla aksının geleceğidir. Bu bölge, turizm rantı ile teknoloji gelişimi arasında sıkışmış durumdadır.

Vizyonumuz net: Bu aksı, "Ege'nin Silikon Vadisi" (Teknoloji Üssü) olarak yapılandırmak. Turizm ve teknolojinin birbirini yediği değil, beslediği bir model kurguluyoruz. Haritamızda da görüldüğü üzere, İzmir'in "Teknoloji ve Yaşam Dengesi", İstanbul'un finans gücü ve Ankara'nın savunma sanayi bürokrasisi ile entegre edilerek ulusal bir denge hedeflenmektedir.

⚖️ Liderlik Faktörü: Devlet Tecrübesi ve Akademik Derinlik

Bu vizyonun hayata geçmesindeki en büyük itici güç, şüphesiz ki liderlik profilidir. Vali (E) Doç. Dr. Mustafa Tamer, devlet yönetiminden gelen disiplini ve akademik dünyadan gelen analitik bakış açısını EGETEK yönetiminde birleştirmiştir.
Sayın Tamer’in liderliğinde oluşan "Kurucu İrade", teknoparkları sadece ofis kiralayan emlak yapıları olmaktan çıkarıp, sanayi ve akademiyi "Ortak Vizyon" masasında buluşturan bir "Aktif Oyun Kurucu"ya dönüştürmüştür.

🚧 Riskler ve Gerçekler

Pembe bir tablo çizmiyoruz. Analizimizde, bu yolculuğun önündeki engelleri de dürüstçe ortaya koyduk:

 * Yetki Karmaşası: Paydaşlar arası rol belirsizlikleri.

 * Kısa Vadeli Baskılar: Sürdürülebilir AR-GE yerine hızlı kazanç beklentisi.

 * Parçalı Akademik Yapı: Üniversitelerin kopukluğu.

🎯 SONUÇ

Bir Katalizör Olarak EGETEK

 EGETEK Modeli, Karadeniz’den Güneydoğu’ya kadar tüm Türkiye’ye uyarlanabilecek bir şablondur. Amacımız, kaynak israfına yol açan "teknopark enflasyonu"nu durdurmak ve nitelikli, derin teknolojinin üretildiği merkezler yaratmaktır.

Teknoparklar,  gayrimenkul projesi değil, bir medeniyet projesidir.

HAZIRLAYAN:

Serkan HORUZ



Not:   EGETEK'in kurumsal hafızası ve gelecek vizyonu ışığında hazırlanmıştır.



9 Aralık 2025 Salı

Barışın İnşasında Yerelden Evrensele Bir Köprü: "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" ve Sosyal Arabuluculuk



Giriş

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" vecizesi, on yıllardır Türkiye Cumhuriyeti’nin temel dış politika ilkesi olarak hafızalara kazınmıştır. Ancak bu sözü yalnızca diplomatik bir doktrin veya devletlerarası bir strateji olarak okumak, onun derin felsefesini eksik bırakmak olmaz mı?

Barış, yukarıdan aşağıya (devletten bireye) inen bir emir değil, aksine aşağıdan yukarıya (bireyden topluma) inşa edilen bir kültürdür esasında. Günümüzde bu kültürü yaşatmanın ve pratik hayata uygulamanın en etkili yolu ise, hiç kuşkusuz  "Sosyal Arabuluculuk"tur. Sosyal arabuluculuk, Atatürk’ün vizyonunu modern toplumun karmaşık ilişkiler ağına taşıyan bir köprü vazifesi görmektedir.


YURT KAVRAMININ YENİDEN TANIMLANMASI

Yurt" Kavramının Yeniden Tanımlanması
Atatürk’ün "Yurtta Sulh" ilkesini sosyal arabuluculuk perspektifiyle ele aldığımızda, karşımıza çıkan ilk soru şudur:


Acaba "Yurt" neresidir?

Yurt, sadece harita üzerinde sınırları çizilmiş bir toprak parçası mıdır? Bir birey için yurt; akşam döndüğü apartmanı, çocuklarının oynadığı mahallesi, gününün yarısını geçirdiği iş yeri ve aynı zamanda  parçası olduğu sivil toplum değil midir?


Bu durumda,  Şayet bir toplumda komşular park yeri yüzünden birbirine düşman kesiliyorsa, aile içi iletişim kopmuşsa veya iş yerlerinde mobbing bir norm haline gelmişse, orada "Yurtta Sulh"tan bahsetmek mümkün müdür?

Sosyal arabuluculuk tam da bu noktada devreye girer. Yargı sisteminin soğuk ve cezalandırıcı yüzü yerine; Yargılamayan/cezalandırmayan daha da önemlisi; insanı, duyguyu ve iletişimi merkeze alan bir yaklaşım sunar. Oysa Mahkeme salonlarında taraflar;

"Davacı" ve "davalı" olarak ayrışırken;

 Arabuluculuk masasında "çözüm ortakları" olarak birleşirler. Bu, toplumsal barışın en küçük birimden, yani bireyden başlayarak örülmesidir.

ÇATIŞMA KÜLTÜRÜNDEN, UZLAŞI KÜLTÜRÜNE

Bilhassa belirtmek gerekir ki ; Çatışma, gündelik hayatımızın, insan doğasının ve sosyal yaşamın ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle, çatışmayı yok sayma yerine, çatışmayı yönetme biçimimiz daha önemli bir hal almaktadır. Dolayısıyla, Çatışmanın yönetilmesi ve çözümlenme biçimi, o toplumun medeniyet seviyesini de  belirlemektedir. Geleneksel yöntemler genellikle "kazan-kaybet" senaryosu üzerine kuruludur. Bir tarafın zaferi, diğerinin mağlubiyeti ve dolayısıyla öfkesi demektir. Oysa "Yurtta Sulh" ilkesi, toplumsal bir ahengi hedefler.

Sosyal arabuluculuk, taraflara şu mesajı verir:

 "Sorunu çözerken ilişkiyi feda etmeyin."

Bu o kadar önemli, üzerinde durulması gereken bir cümledir ki hepimiz keşke bunu iliklerimize kadar hissedebilsek/özümsesek. Şöyle ki;  Bazen tartışmayı, fiziki ve psikolojik savaşımı kazanmış olmak, kaybetmektir. Siz kazanırken karşınızdakinin gözünden, yüreğinden düşersiniz, karşınızdakinin iç dünyasında öyle bir burukluk, kırıklık yaratırsınız ki, adeta onun dünyasında siz  kayıp gidersiniz. Evet  haklı çıktınız, karşınızdakini alt ettiniz belki, ama ne pahasına? 

 Tam da bu noktada Profesyonel Sosyal Arabulucular/barışın elçileri devreye girer. Peki ama nasıl?  Empati, aktif dinleme ve şiddetsiz iletişim teknikleriyle sosyal arabulucu profesyonellerince yürütülen  süreçler sayesinde tabi ki, bireylere karşısındakini bir "düşman" veya "öteki" olarak değil; farklı ihtiyaçları olan bir "insan" olarak görme becerisi/empati kazandırır. Bu, toplumdaki kutuplaşmanın panzehiridir. Bir sorunu mahkemeye taşımadan, diyalog yoluyla çözebilen her birey, aslında toplumsal barışın inşasına bir tuğla koymaktadır.

KELEBEK ETKİSİ: YURTTAN CİHANA

Şöyle bir günümüz dünyasına bakalım; Başta Filistin'de feryat eden insanlar olmak üzere , Suriye, Ukrayna'yı bir  düşünün; anasız babasız çocuklar, evlerini terk etmek zorunda kalmıs yurtlarından edilmiş göçmen olmuş insanlar, heryerde ayrı bir çatışma, kan ve gözyaşı var değil mi? 

Bu noktada Mustafa Kemal ATATÜRK'ün o güzel vecizesindeki vizyonunun ikinci kısmı olan "Cihanda Sulh",  ilkesi karşımıza çıkıyor.

 Her ülkenin kendi içinde yani yerelde sağlanan uzlaşı kültürünün diger uluslara etkisi hiç kuşkusuz, Uzlaşı kültürünün faydasını bir çarpan etkisi ile dahada artacaktır. Bu dogrultuda Barış, dısardan getirilen yani deyim yerindeyse ihraç edilen bir ürün değil, içeriden dışarıya yayılan bir ışıktır. Kendi iç dinamiklerinde, mahallesinde, sokağında barışı tesis edememiş; uzlaşı kültürünü içselleştirememiş bir toplumun, dünya barışına katkı sunması beklenebilir mi?

Denilebilir ki; Bu bir kelebek etkisidir. 

Huzurlu birey, huzurlu aileyi kurar. Huzurlu aileler, güvenli sokakları; güvenli sokaklar ise barışçıl bir ulusu oluşturur. UZlaşı kültürünü benimsemiş toplumların dış politikaları da daha yapıcı/barışçıl olur. Dolayısıyla sosyal arabuluculuk, sadece iki komşuyu barıştırmak değil; uzun vadede dünya barışına hizmet eden bir zihniyet devrimidir.

Sonuç

Mustafa Kemal Atatürk; Bize bir hedef göstermiştir, sosyal arabuluculuk ise bu hedefe giden yoldaki en güçlü araçtır. Bugün ihtiyacımız olan şey, çatışmaları halı altına süpürmek veya sadece kolluk kuvvetleriyle bastırmak değildir. İhtiyacımız olan; anlayan, dinleyen ve konuşabilen bir toplum yapısıdır.

"Yurtta sulh, cihanda sulh" sözünü yaşatmak;

 Sadece anma törenlerinde tekrar etmekle değil, bir anlaşmazlık anında "Gel, konuşalım" diyebilmekle mümkündür. Barış, ancak biz onu gündelik hayatımızın bir pratiği haline getirdiğimizde gerçek anlamını bulacaktır.

Serkan HORUZ 

Sosyal Arabulucu/Uzlaştırmacı




 KAYNAK:

https://sosyalarabuluculukakademisi.blogspot.com/2025/12/barsn-insasnda-yerelden-evrensele-bir.html

7 Mayıs 2025 Çarşamba

İZMİR UZLAŞTIRMACI BİLGİLENDİRME/DEĞERLENDİRME TOPLANTISI VE TOPLANTI İÇERİĞİ ( MAYIS/2025):

 UZLAŞTIRMACI BİLGİLENDİRME TOPLANTISI VE TOPLANTI İÇERİĞİ:







İzmir Adliyesi Uzlaştırma Savcılarımız tarafından düzenlenen Uzlaştırmacıları bilgilendirme toplantısı  İzmir Adliyesi Başsavcımız Sayın Ali YELDAN'ın da katılımı ile 07 Mayıs 2025 tarihlerinde gerçekleştirilmiştir:


UZLAŞTIRMA BİLGİLENDİRME TOPLANTISI ( 7 Mayıs 2025/ İZMİR) : 


*  Uzlaştırma bilgilendirme toplantısı: İzmir Adliyesi Başsavcısı, Sayın Ali YELDAN'ın, Uzlaştırma/Uzlaştırmacının Hukuk sistemimizde yeri ve önemi konusunda açıklamaları ile başladı.


* İzmir İli bazında, Uzlaştırma bürosuna Uzlaştırma DOSYA tarafları ile yapılan anketin sunumu yapıldı: Buna göre Uzlaştırmacıların dosya taraflarını bilgilendirmesi, uzlaşma süreçlerine hakimiyeti, taraflara yanlış ve hatalı yönlendirme yapıp yapmadıkları gibi kriterler bakımından % 90 lara varan oranda memnuniyet  ve başarı sağlandığı aktarıldı. 


* İzmir Adliyesi Savcılarımızın Uzlaştırma dosyalarında karşılaştıkları/gözlemledikleri  Tebligat usul hataları üzerinde  duruldu. Özellikle, Tarafın beyan ve mernis adresine yapılacak tebligatlarda, öncelikle kolluk kuvvetlerine tarafın belirttiği adrese tebligatın yapılması buradan bila tebliğ durumunda mernis adresine tebligatın usul hukukuna uygun olarak yapılması istenildi.


* Uzlaştırma  Teklif formunda: tarafın sıfatı, kimlik bilgileri, Adresi, teklif tarihi ve tarafın Utf imzalama tarihleri arasındaki tutarsızlıklar, Uzlaştırma raporuna imza tarihinin olmaması durumu vs şekil ve usul hatalarına değinildi.


*. Uzlaştırma SAVCILARIMIZDAN Sayın Mustafa YAĞIZ ise, Özellikle, Uzlaştırma raporlarında, Edimli Uzlaştırmalarda , edim konusu tazminatın türü konusunda raporda  ne kadarının maddi /manevi  Tazminat olduğunun açık ve anlaşılır biçimde belirtilmesi istendi.  Yine Taksirle yaralama/Trafik Kazası dosyalarında, son hukuki düzenlemeler ışığında, uzlaşma görüşmeleri sonrasında  ilerde  ortaya çıkabilecek,  tedavi masrafları gibi maddi manevi alacaklara ilişkin her zaman hukuk mahkemeleribe başvurabilecekleri hususunda tarafların bilgilendirilmesi istendi. Yine İlgili dosyalarda " sigorta alacağım saklı kalmak şartıyla" gibi ibarelerin rapora yazılmasının önemi vurgulandı. 


* Uzlaştırma dosyalarında EDİMSİZ Uzlaştırma yerine Edimli Uzlaştırmanın tercih edilmesi, taraflara edim türleri ( Kamuya yararlı vakıflar/ Mehmetcik vakfı, Ahbap/çocuk esirgeme kurumu veya huzurevinde çalışma, kitap okuma vb. ) hakkında bilgilendirme yapılması teşvik edilmesi istendi


* Cezaevinde tutuklu bulunan  taraf ile SEGBİS, yapılmadan doğrudan Vasisi ile de raporların düzenlenebileceği,  böylece SEGBİS taleplerinde yoğunluğun azalacağı hatırlatıldı. 


* Taraflardan asker olan var ise , Müşteki, zarar gören olması durumunda askerliğini yaptığı birlik adresinin bilinmesi/öğrenilmesi durumunda Uzlaştırma işlemlerinin yapılabilecek hatırlatıldı. 


* UZLAŞTIRMA SEMİNERİNDE: SORU CEVAP KISMINA GEÇİLDİ


1-  Özellikle uzak ilçelerde adliyelerin Uzlaştırma bürolarının telefonlarına ulaşılamaması nedeniyle Uzlaştırma Portalı üzerinde İletişim/e-mail sekmesi eklenmesi talebi iletildi.


2-Adliyelere girişlerde, Adli personel giriş kapılarının Uzlaştırmacıların da kullanılabilmesi ve/veya Adli personel kimlik kartlarının verilmesi, adliye girişlerinde kolaylık sağlanması istendi.


3- Uzlaştırma ücretlerinin enflasyon nedeniyle, 6 ayda bir güncelleme yapılması, özellikle  ilçe adliye Savcılarımız sarf ( yol/kırtasiye vs) ücretlerinin verilmemesi/düşük verilmesi sorunları dile getirildi.


4- Özellikle emekli ve çalışmayan uzlaştırmacıların vergi istisnası durumundaki sorunlar iletildi ( emekli olupta çalışan emeklilerin vergi iadesini alamayacağı söylendi)


5- Özellikle,  İstinabe taleplerinin uzun sürmesi, geç yapılması ve bunlara ilişkin sorunlar dile Getirildi. ( İstinabe yaparken, başka ildeki tarafa haber verilmez ve taraf Uzlaştırma bürosuna yönlendirilmez ise evrakın kolluk kuvvetlerine gönderildiği ve bunun İstinabe sürecini uzattığı Savcılarımız tarafından söylendi)


6- Uzlaştırmacılar ile Uzlaştırma Bürosu Savcılarımız bundan sonra daha sık bir araya geleceği ve Ankara AÇDB yetkililerin de özellikle Orhan CUNİ bey'in  ve diğer yetkililerin de katılımlarının sağlanacağı planlanacağı toplantıların  devamı konusunda  bilgilendirme yapılarak seminer sona erdirildi. 


HAZIRLAYAN : UZLAŞTIRMACI SERKAN HORUZ

18 Kasım 2024 Pazartesi

Yenilenen Uzlaştırma Teklif Formu ve Doldurulması ( USUL HATALARI YARGI KARARLARI

14 Kasım 2024 Tarihi itibari ile ilgili Kanun değişikliği gereği, uzlaştırma işlemlerine esas kullanılacak "Uzlaştırma Teklif Formu" nda bir takım değişiklikler yapılmıştır. Söz konusu değişiklikler dikkate alınarak:





Uzlaştırma teklif formu nasıl doldurulur? Nelere dikkat edilir? Uzlaştırmacıların soruşturma geçirmelerine hatta sicilden çıkarılmalarına sebep olan usul hataları nelerdir? Çözüm  ve tavsiyeler ile birlikte yazımızda:


***DİKKAT***

Uzlaşma teklif formunun;


D. Bölümünün 8. Bendinde yer alan "üç" ibaresinin "yedi" olarak,

D bölümünün 16. Bendinde yer alan "..." ibaresinin 

Uzlaşmanın sağlanması halinde mağdur, soruşturma/kovuşturma konusu suç nedeniyle uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, tazminat davası açamaz, açılmış bir dava varsa feragat etmiş sayılır. 

En sondaki imza bölümünde yer alan inceleyip üç gün içinde beyanda bulunmak istiyorum kısmındaki "üç" ibaresinin "yedi" olarak DEĞİŞTİRİLMESİ GEREKMEKTEDİR



Uzlaştırma dosyası, UYAP UZLAŞTIRMACI sistemi üzerinden tarafınıza tevzi olunduğunda  ilk yapmanız gereken teklif formunun doldurulmalıdır.

Uzlaştırmacı teklif formu  5 Kısımdan oluşur:









■ A ( BİRİNCİ KISIM)

●Öncelikle Uzlaştırma teklif formu hangi adliyeden tarafınıza tevzi olundu ise , ".......CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI " şeklinde başlık atılarak başlanır. Yukarıdaki şablonda " İZMİR" olarak gösterilmiştir.

●Uzlaştırma dosyasında hangi suçu uzlaştırmanız isteniyorsa ( UZLAŞTIRMACI GÖREVLENDİRME EVRAKI ÜZERİNDE YAZAN SUÇ/SUÇLAR) ilgili suçu A bölümündeki kısma yazınız

Uzlaştırma teklif formu düzenlenirken , UZLAŞTIRMACI görevlendirme evrakında taraflar arasında hangi suçlar düzenlenmiş ise eksiksiz/hatasız olarak yazılmalıdır.




☆▪☆ DİKKAT☆▪☆ Çok enderde olsa bazen  " UZLAŞTIRMA BÜROSUNA GÖNDERME" evrakı ile " UZLAŞTIRMACI GÖREVLENDİRME" evrakındaki suçlar farklı olabilir. Bu durumda  " Uzlaştırma  bürosuna gönderme kararını esas alın ve uzlaştırma bürosu/savcınız ile iletişime geçiniz.

● Uzlaştırma teklif tarihi kısmı: Uzlaştırma teklif tarihi  ile  dosya tarafının evrakı imzalayacağı tarih arasında maximum  7 ( Yedi) gün olabilir.  Bu süre ihlâli,  UZLAŞTIRMA İPTAL NEDENİDİR.

●Uzlaştırma teklif formunun UZLAŞTIRMACI adına açılan imza kısmı  uzlastırmacı tarafından mutlaka imzalanmalıdır. İMZALANMAMASI İPTAL NEDENİDİR.



■ B ( İKİNCİ KISIM)

● Uzlaştırma teklifi yapılan tarafın hukuki vasfının işaretlendiği kısımdır.

☆▪☆DİKKAT☆▪☆ " UZLAŞTIRMACI GÖREVLENDİRME EVRAKI" nda tarafın sıfatı ne ise bu kısma o işaretlenmelidir.

● Taraf SSÇ ( Suça Sürüklenen Çocuk) , Hükümlü ( bir yıldan fazla hapis cezası almış ise)





veya  Tüzel Kişilik  ( örnegin şirket vs.) olabilir. Bu durumda,  tarafın Kanuni Temsilcisi ile uzlaştırma süreci yürüteleceginden, " Kanuni temsilci" : kısmı işaretlenir.




C  ( ÜÇÜNCÜ KISIM)

● Uzlaştırma teklifi yapılacak tarafın kişisel bilgilerinin  ve iletişim adresinin doldurulacağı kısımdır.

☆▪☆ DİKKAT☆▪☆ Tarafa teklif formunu imzalatırken, taraf ile birebir yüzyüze olunmalıdır. Kimlik bilgileri  tarafın nüfus cüzdanı talep edilerek teyit edilmelidir. ( Bazen uzlaştırma evrakını imzalayacağınız kişi ile evrakı imzalayan kişiler farklı olabilir, bu tür sahtekarlıklara karşı dikkatli olunmalıdır.) Yeni tip nüfus cüzdanlarında tarafın imzası da olduğundan  karşılaştırın.

● Tarafın adresi,  uyap adresi ile çelişir ise,  ikamet ettiği  adresini esas alınız.

■ D  ( DÖRDÜNCÜ KISIM)

● Uzlaştırmanın ne olduğu,  içeriği,  tarafın hakları ve uzlaştırmanın hukuki sonuçlarının yer aldığı kısımdır.

● Bu kısım eksiksiz olarak tarafa müzakereler öncesi mutlaka en ince detayına kadar anlatılmalıdır.

☆▪☆DİKKAT☆▪☆ Bu kısmın UZLAŞTIRMACI  aracılığıyla bizzat tarafa eksiksiz olarak aktarılması gerekir. BİLGİLENDİRMENİN YAPILMAMASI, EKSİK YAPILMASI , UZLAŞTIRMA RAPORUNUN İPTAL NEDENİDİR.

● TARAF İMZASI: Uzlaştırma teklif formunun tarafın bizzat ıslak imzasının atıldığı kısımdır.

☆☆☆Uzlaştırma teklif formuna Avukatın imza alabileceğine dair, yargı kararları olmasına karşın, öncelikle dosyanın verildiği büronuzdan bilgi alınız zira esasen  ilgili yönetmelikte hala değişiklik yapılmadığından,  imza bizzat tarafın kendinden aĺınmalıdır.

☆▪☆ DİKKAT☆▪☆  İmza tarihi,  Teklif formu A kısmından sonraki  saat/tarih olmalıdır. ( Bu süreler arası, 7 ( YEDİ )günü  geçemez. Süre ihlali UZLAŞTIRMA RAPOR İPTAL NEDENİDİR.

 AÇDB'NA ÖNERİ:

1-  "UZLAŞTIRMA TEKLİF FORMU"  evrak isminin "TARAF BİLGİLENDİRME FORMU" olarak düzelmesi gerekir. Çünkü uzlaştırma tarafları bu evrakı imzalamanın uzlaştırmayı kabul veya ret olarak algılamaktadırlar. Oysa bu evrak , uzlaştırma müzakereleri öncesi tarafın kimlik ve iletişim bilgileri ile uzlaştırmacının  taraf ile birebir iletişime geçtiği, haklarını anlattığının ispatıdır sadece.

2- UZLAŞTIRMACILARA  ÖNERİ:

UZLAŞTIRMACILARIN bu saffata yaptığı en büyük usul hatası, tarafa teklif formunu imzalatmadan, müzakere aşamasına geçmeleridir. Müzakere süreci tıkandığında taraflar hiçbir evrakı imzalamaz ise, uzlaştırmacı hem süresi azaldığı için stres yaşamakta hem de teklif formlarını imzalatmak için taraflara tebligat çekmek durumunda kalabilmektedir, hatta bu usul hatası uzlaştırmacının sicilden çıkarılmasına, soruşturma geçirmesine bile neden olabilmektedir..

HAZIRLAYAN : Serkan HORUZ ( Uzlaştırmacı) 

KAYNAK:

1-İzmir Uzlaştırma Bürosu Savcısı Sayın Mustafa YAĞIZ'IN facebook sayfası

https://www.facebook.com/share/p/14nMWkaN5Z/

2-Serkan HORUZ Uzlaştırmacı blog sayfası, 

serkanhoruz.blogspot.com 



7 Kasım 2024 Perşembe

9. YARGI PAKETİ DEĞİŞİKLİĞİ İLE KİMLER UZLAŞTIRMACI OLABİLİR? MEVCUT UZLAŞTIRMACILARIN DURUMU NEDİR?



Dokuzuncu yargı  paketi TBMM'inden onaylanıp kabul edilmiştir. Söz konusu değişiklikler içinde hiç kuşkusuz en önemli gelişme, kimlerin uzlaştırmacı olabileceği ve mevcut durumda hukuk fakültesi mezunu olmayan uzlaştırmacıların durumdur.

Konu ile ilgili :

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 253. Maddesi 24. Fıkrasında değişiklik yapılarak Uzlaştırmacı olma kriterlerinde radikal bir değişikliğe gidilmiştir. 

SORU : Kanun değişikliğinden sonra kimler uzlaştırmacı olabilir? Hukuk fakültesi mezunu olmayan uzlaştırmacıların durumu nedir? 

Sözkonusu Kanuni değişiklikten sonra sadece hukuk fakültesi mezunu kimseler uzlaştırmacı olabilecektir.

Adalet bakanlığı Uzlaştırmacı siciline kayıtlı Uzlaştırmacılar ise, görevlerine devam edeceklerdir. İlgili hukuki değişikliğin Yürürlüğe girdiği tarihten önce uzlaştırmacı yazılı sınavında başanlı olanlanların  haklarının korunması güvence altına alınmıştır. 

Fakat, hukuk fakültesi mezunu olmayan ve Uzlaştırmacı eğitimi alıp sınavı kazanamayanlar veya sınava girmeyenlerin ise söz konusu değişiklikten olumsuz etkilenecekleri kanaatindeyim çünkü kanun mevcut durumda sınavı kazananların haklarını güvenceye almaktadır. 

SÖZKONUSU KANUNİ DEĞİŞİKLİĞİN UZLAŞTIRMA KURUMUNA MUHTEMEL OLUMSUZ, ETKİLERİ:

 Öncelikle Hukuk fakültesi  olmayanların artık uzlaştırmacı olma imkanı kalmamıştır. Mevcut uzlaştırmacıların hakları saklı tutulmuş olup, uzlaştırmacılık yapabileceklerdir.

Uzlastırma multidisipliner bir alandır. Ve büyük oranda iletisim ve müzakere bilgisi, yeteneği gerektirir. Bu yönü ile, iletisim fakültesi, sosyal hizmetler,sosyoloji,  psikoliji vb  alan mezunlarının süreci dahil edilmesi gerekirken sadece hukuk bilgisine alternatif uyuşmazlıklıkta vurgu yapılması ve bu alanın Hukuk fakültesi mezunlarına özgülenmesi yanlış olmustur. Ve mevut haliyle, uzlasma müessesinin zarar görecegi aşikardır.


■Kanunda yapılan değişiklikle her ne kadar, Ceza adalet sisteminde alternatif bir uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak uzlaştırma kurumu yeniden  düzenlenerek, Uzlaştırmada amaç suçun işlenmesiyle bozulan toplum düzeninin yeniden tesis edilmesi ve sosyal barışın sağlanması olarak gösterilmiş ve tarafların aydınlatılabilmesi için uzlaştırmacının hukuk bilgisi önem arz ettiğinden bahisle uzlaştırmacının hukuk nosyonuna sahip olması vurgulanmışsa da, gerek Angola Sakson ve Uzakdoğu ülkeleri uygulamaları gözönüne alındığında, bu alanın Hukuk disiplini dışında multidisipliner bir eğitim gerektirdiği ve alan olduğu gözardı edilmiştir. 


Oysa olması gereken uzlaştırmacılığı, psikoloji, sosyoloji, iletişim hukuk bilimi gibi multidisipliner bir alan olarak 4 yıllık lisans eğitimi şeklinde düzenlenmesi ( ayrı bir meslek sayilması) olmalı idi. Nitekim, UZLAŞTIRMACILIK, Mevcut hukuk sistemi öncesinde Alternatif bir çözüm yoludur. Hukuk fakültesi mezunları ise  zaten mevcut hukuk sisteminin bir aktörüdür. Hukuki sistemler ile  ve hukuki kimlige sahip kimselerce sorun çözüme kavuşturulacak ise hukuki sisteme , " ALTERNATİFLİK "  söz konusu değildir zaten. 


Kaldı ki,  Avukatın tek geçim kaynağı  davalardır. Uzlaştırma ile sorunun çözülmesi  gelir kaybı demektir. Bu durum ise Avukatlar için " ÇIKAR UYUŞMAZLIGI" sorunsalını doğuracaktır. Yani avukat UZLASTIRMADAN elde edeceği gelirdense dosyayı olumsuz kapatıp, kendisi dosyanın müdafiisi veya vekili olmayı tercih edebilir. Veya bir başka avukat arkadaşına dosyayı paslayabilir. 


DİPNOT: AVUKATLAR BÖYLE ETİK İHLAL YAPAR DEMEK BÜTÜN HUKUK CAMİASINI TÖHMET ALTINDA BIRAKMAK DOĞRU DEGİLDİR. LÂKİN OLABİLİR. OLMA İHTİMALİ GÖZ ARDI EDİLMEMELİDİR


Mevcut durumda  eğer özlük/mali haklarda bir iyileştirme yapılmaz ise   dosya başına alınan ücret oldukça düşük olduğundan avukatlar için pekte cazip olmayacağından başarı oranı düşme ihtimali çok yüksek. Hukuk fakültesi mezunu olmayan sahadaki uzlaştırmacılar, gerektiğinde tarafların ikametgahına kadar gidebilmekte  uzlastırmanın sağlanması için çok fazla zaman ve emek sarf edebilirken uygulamada avukat  sadece tebligat  çekmek ile yetinebiliyor. Ve dosyayı iade edebiliyor.


Böyle bir karar verilmeden önce sahada meslek bazında uzlaştırmacıların başarı performansları  istatistiksel olarak ele alınmalı idi.


Mevcut UZLAŞTIRMACILARIN kazanılmış haklarının  korunacak olması olumlu bir gelişme iken  hukuk fakültesi dışında kalanların artık UZLAŞTIRMACI olamayacak olması üzerinde düşünülmesi gereken bir husus.

SERKAN HORUZ 
UZLAŞTIRMACI 

3 Temmuz 2024 Çarşamba

9. Yargı Paketi Tasarısında Uzlaştırma Kurumuna İlişkin Hükümler




Dokuzuncu Yargı Paketinde Uzlastırma kurumunda radikal değişiklikler yapılmıştır. Öncelikle Hukuk fakültesi  olmayanlar artık uzlaştırmacı olma imkanı kalmamıştır. Mevcut uzlaştırmacıların hakları saklı tutulmuş olup, uzlaştırmacılık yapabileceklerdir.

Uzlastırma multidisipliner bir alandır. Ve büyük oranda iletisim ve müzakere bilgisi, yeteneği gerektirir. Bu yönü ile, iletisim fakültesi, sosyal hizmetler,sosyoloji,  psikoliji vb  alan mezunlarının süreci dahil edilmesi gerekirken sadece hukuk bilgisine alternatif uyuşmazlıklıkta vurgu yapılması ve bu alanın Hukuk fakültesi mezunlarına özgülenmesi yanlış olmustur. Ve mevut haliyle tasarının kanunlaşmasıyla uzlasma müessesinin zarar görecegi aşikardır.


İlgili maddeler:


■Ceza adalet sisteminde alternatif bir uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak uzlaştırma kurumu düzenlenmiştir. Uzlaştırmada amaç suçun işlenmesiyle bozulan toplum düzeninin yeniden tesis edilmesi ve sosyal barışın sağlanmasıdır. Tarafların aydınlatılabilmesi için uzlaştırmacının hukuk bilgisi önem arz etmektedir. 

Teklifle, sadece hukuk fakültesi mezunlarının uzlaştırmacı olabilmesi sağlanarak, uzlaştırma kurumunun daha da güçlendirilmesi amaçlanmaktadır


■ MADDE 21- Maddeyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 73 üncü maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Düzenlemeyle, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan hakaret suçu
bakımından şikayet süresinin, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki
yılı geçemeyeceği öngörülmektedir. Böylelikle bu suç bakımından azami şikayet süresi
belirlenmektedir. Belirtmek gerekir ki, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı hakaret suçu bakımmdan 73 üncü maddenin birinci ve ikinci fıkrası başta olmak üzere ilgili hükümleri uygulanmaya devam edecektir. Ancak bu suç bakımından şikayet süresi, fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemeyecektir.

■ Belirtmek gerekir ki, 125 inci maddenin birinci fıkrasındaki hakaret suçunda önödeme
hükümleri uygulanmayacaktır. Dolayısıyla bu suçun üçüncü fıkranın (b) ve (c) bendi
kapsamında ve/veya alenen işlenmesi halinde de önödeme yoluna gidilmeyecek ve uzlaştırma
hükümleri uygulanacaktır.

■ MADDE 23- Maddeyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 253 üncü
maddesinde değişiklik yapılmaktadır.
Maddenin üçüncü fıkrasmda yapılan değişiklikle, Türk Ceza Kanununun 125 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hakaret suçu bakımından uzlaştırma hükümlerinin uygulanmayacağı kabul edilmektedir. Başka bir ifadeyle, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenen hakaret suçunda uzlaştırma yoluna gidilmeyecektir. Dolayısıyla, ikinci fıkrada düzenlenen bu suçun dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklanna uygun davranmasından dolayı veya kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle işlenmesi hali ile alenen işlenmesi halinde de uzlaştırma yoluna gidilmeyecektir.


■Bununla birlikte, günümüz çağdaş ceza adalet sistemlerinin genel yönelimi dikkate
alınarak Teklifle, Türk Ceza Kanununun 125 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen
hakaret suçu önödeme kapsamma alınmakta ve böylelikle bu suçla daha etkin mücadele
edilmesi amaçlanmaktadır.

■Maddenin dördüncü fıkrasında yapılan değişiklikle, şüpheli, mağdur veya suçtan zarar
görenin, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren karanm bildirmesi gereken üç günlük süre, yedi güne çıkanimaktadır. Böylelikle, uygulamada yaşanabilecek mağduriyetlerinönüne geçilmesi amaçlanmaktadır.


■Anayasa Mahkemesinin 26/7/2023 tarihli ve E: 2023/43; K: 2023/141 sayılı kararıyla.
Ceza Muhakemesi Kanununun 253 üncü maddesinin ondokuzuncu fıkrasımn beşinci
cümlesinde yer alan "Uzlaşmamn sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle
tazminat davası açılamaz;" ibaresi iptal edilmiştir. Söz konusu iptal karan, 18/10/2023 tarihli
ve 32343 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir

■ Anayasa Mahkemesi iptal karannda, uzlaşma görüşmeleri sırasında sağlıklı şekilde
belirlenmesi güç veya öngörülmesi mümkün olmayan zararlara ilişkin açılacak davalar
yönünden herhangi bir ayrım yapılmaksızın uzlaşmamn sağlanması durumunda tazminat davası açılamayacağım öngören düzenlemeyle ilgililere katlanamayacakları bir külfet yüklendiğini veiptale konu düzenlemede yargının iş yükünün azaltılması amacı ile mahkemeye erişim hakkınagetirilen sımrlama arasında makul bir denge kurulamadığım belirtmistir

■ Maddenin ondokuzuncu fıkrasında yapılan değişiklikle. Anayasa Mahkemesinin iptal
kararı dikkate alınarak uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma amnda tespit edilemeyen veya
uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası
açılamayacağı hüküm altına alınmaktadır. Böylelikle, uzlaşma görüşmeleri sırasında tespit
edilemeyen ya da uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlara ilişkin tazminat davası açabilme
imkânı tamnmak suretiyle hak arama hürriyeti kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı güvence
altına alınmaktadır.

■Maddenin yirmidördüncü fıkrasında yapılan değişiklikle, ceza muhakemesinde
uzlaştırmacı olabilmek için hukuk fakültesi mezunu olma şartı getirilmektedir.

■MADDE 24- Maddeyle, 5271 sayılı Kanunun 254 üncü maddesinin ikinci fıkrasındayapılan değişiklikle, kovuşturma evresinde uzlaşma gerçekleştiği takdirde, edimin yerinegetirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde dava hakkmda durma karan verileceği ve uzlaşmamn gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkemece yargılamaya kaldığı yerden devam olunacağı hüküm altma alınmaktadır. Böylelikle, mevcut düzenlemeye göre sanık hakkmda daha aleyhe sonuçlardoğurabilecek nitelikte olan hükmün açıklanmasmm geri bırakılması karan verilmesi uygulamasından vazgeçilerekuzlaşmamn gereklerinin yerine getirilebilmesi bakımmdan durma karan verilmesi
sağlanmaktadır. Durma süresince zamanaşımı işlemeyecektir


■MADDE 25- Maddenin birinci fıkrasıyla, 5237 sayılı Kanunun 73 üncü maddesinin
ikinci fıkrasında yapılan düzenlemenin, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibanyla soruşturmaveya kovuşturma evresine geçilmiş şikayete bağlı olan hakaret suçu bakımından
uygulanmayacağı ve bu soruşturma ve kovuşturmalann genel hükümlere göre sonuçlandınlacağıkabul edilmektedir.
Maddenin ikinci


■Belirtmek gerekir ki, 5271 sayılı Kanunun 253 maddesinin üçüncü fıkrasmda "Uzlaştırma
kapsamma giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aym mağdura karşı
işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz." hükmüne yer verilmiştir. Teklifle
Türk Ceza Kanununun 125 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hakaret suçunda
uzlaştırma yoluna gidilemeyeceğinin kabul edilmesi nedeniyle, mağduru muhatap alan sesli,
yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenen hakaret suçuyla birlikte aym mağdura karşı işlenen diğer
suçlar bakımından da uzlaştırma hükümleri uygulanamayacaktır

■Maddenin üçüncü fıkrasıyla, 253 üncü maddenin yirmidördüncü fıkrasında yapılan
düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce uzlaştırmacı yazılı sınavında başanlı olanlann
haklarmm korunması amaçlanmaktadır.
Maddenin dördüncü fıkrasıyla, uzlaşmamn gerçekleştiği ancak edimin yerine
getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi nedeniyle
samk hakkında bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibanyla hükmün açıklanmasımn geri
bırakılmasma karar verilmiş dosyalar bakımından bu maddeyi ihdas eden Kanunla 254 üncü
maddenin ikinci fikrasmda yapılan değişikliğin uygulanmayacağı ve bu dosyalann 254 üncü
maddenin ikinci fıkrasımn değişiklikten önceki hükümlerine göre sonuçlandınlacağı kabul
edilmektedir. 

■Dolayısıyla, maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibanyla 254 üncü maddenin ikincifıkrası gereğince hükmün açıklanmasımn geri bırakılmasına karar verilen dosyalarda geri
bırakma süresince zamanaşımı işlemeyecek ve uzlaşmamn gereklerinin yerine getirilmemesi
halinde, mahkeme tarafmdan 231 inci maddenin onbirinci fikrasmdaki şartlar aranmaksızın hüküm açıklanacaktır. Bu dosyalarda, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kaldınlarak
durma karan verilemeyecektir

■ Uzlaştırmacıların Hukuk Fakültesi Mezunu olma şartı, halihazırda uzlaştırmacı olan, Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, 253 üncü maddenin yirmidördüncü fıkrasında yapılan düzenleme, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan uzlaştırmacı yazılı sınavlarında başarılı olanlar hakkında uygulanmaz. Bu kişiler, diğer koşulları taşımalan halinde uzlaştırmacı siciline ve listelerine kaydedilebilir.

■(4) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 254 üncü maddenin ikinci fıkrasıuyannca hükmün açıklanmasmm geri bırakılmasına karar verilen dosyalar bakımından bu maddeyi ihdas eden Kanunla 254 üncü maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik uygulanmaz. Bu dosyalar, 254 üncü maddenin ikinci fıkrasımn değişiklikten önceki hükümlerine göre sonuçlandırılır."

HAZIRLAYAN : UZLAŞTIRMACI Serkan HORUZ

2 Temmuz 2024 Salı

UZLAŞTIRMACI KİMLİK KARTI TALEBİ


Uzlastırmacı kimlik kartları gerek adliye girişlerinde ve gerekse, taraflarla görüşme esnasında ibraz edilmesi gerekmektedir. Uzlaştırmacı kimlik kartlarının kaybedilmesi, yıpranması, çalınması vs nedenlerle yenisinin talep edilmesi için izlenmesi gereken prosedür nedir?




■  Kayıp, çalıntı, soyad gibi kişisel bilgilerde değişiklikler nedeni ile, " Uzlaştırmacı Kimlik Kartı" Talebi için aşağıdaki güncel iban numarasına 100 TL ücret yatırılması gerekir.

■ Kuveyt Türk Bankası, Balgat Şubesi Sefine Tasarım Sanayi Ticaret ismi ile ,
İBAN NO:  TR77 0020 5000  0100 5282 9000 01

■ Ücret Yatırılırken Açıklama kısmında: Adayın TC. Kimlik Numarası/ Adı ve Soyadı/İletişim numarasını belirtmesi zorunludur.

■ Dekontun Uzlaştırmacı Portalına yüklenmesine gerek bulunmamak ile birlikte,  Alternatif  Çözümler Daire Başkanlığına Dekont ile birlikte  uzlaştırmacı Kimlik kartı edildiğine dair Dilekçe gönderilmesi gerekmektedir.

KAYNAK :